top of page

Duygusal Yeme Bozukluğunun Psikolojik Kökenleri: Boşluğu Yemekle Doldurmak

  • 9 Tem
  • 3 dakikada okunur

Modern dünyada beslenme, yalnızca biyolojik bir hayatta kalma mekanizması olmanın çok ötesine geçmiştir. İnsanlar sadece fiziksel olarak acıktıklarında değil; stres, öfke, yalnızlık veya varoluşsal bir boşluk hissiyle karşı karşıya kaldıklarında da kendilerini buzdolabının önünde bulabilmektedir. Klinik psikoloji literatüründe "Duygusal Yeme" (Emotional Eating) olarak tanımlanan bu durum, bireyin olumsuz duygulanımlarla baş etmek adına yiyecekleri birer regülasyon aracı olarak kullanmasıyla karakterize bir davranışsal örüntüdür (Arnow et al., 2011).

Bu makalede; duygusal yeme döngüsünün zihinsel kökenlerini, bu döngüyü tetikleyen psikolojik mekanizmaları ve seans odasında bu örüntüyü kırmak için kullanılan klinik çözüm yollarını inceleyeceğiz.


Duygusal Açlık ve Fiziksel Açlık Arasındaki Çizgi


Duygusal yeme örüntüsüne sahip bireylerin en çok zorlandığı konulardan biri, hissettikleri açlığın biyolojik mi yoksa psikolojik mi olduğunu ayırt etmektir. Fiziksel açlık kademeli olarak gelişir, midede hissedilir ve sabırlıdır; o an önünüze gelen sağlıklı bir alternatifi de kabul eder.

Ancak duygusal açlık aniden ve bir kriz şeklinde bastırır (Macht, 2008). Genellikle yüksek karbonhidratlı, şekerli veya yağlı spesifik gıdalara (konfor yiyecekleri) karşı aşırı bir aşerme ile kendini gösterir. Duygusal yeme esnasında zihin, çiğneme ve yutma eyleminin yarattığı geçici duyusal tatminle o anki yoğun stres veya öfke duygusunu bastırmaya (küntleştirmeye) çalışır.


Boşluk Hissini Doldurma Döngüsü ve Psikolojik Kökenler


Duygusal yemenin temelinde yatan psikolojik dinamikler incelendiğinde, bu davranışın aslında bir "yeme" problemi değil, bir "duygu regülasyonu" (emotion regulation) problemi olduğu görülür (Evers et al., 2010).

  1. Stres ve Kortizol Döngüsü: Kronik stres altında beyin, kortizol hormonu salgılar. Kortizol, zihne yüksek enerjili yiyecekler tüketmesi yönünde sinyal gönderir. Birey, iş veya özel hayatındaki kronik stresle baş edemediğinde yemeği bir ödül veya sakinleştirici olarak kullanır.

  2. Aleksitimi ve Duyguları Tanıyamama: Bireyin tam olarak ne hissettiğini (öfke mi, kırgınlık mı, yalnızlık mı) ayırt edememesi durumudur. İçeride yükselen huzursuzluk tanımlanamadığında, zihin bu karmaşık duygusal sinyali doğrudan "açlık" olarak yorumlar ve yemeye yönelir.

  3. İçsel Boşluk ve Yalnızlık: Özellikle akşam saatlerinde, dış uyaranlar azaldığında bireyin kendi iç dünyasıyla baş başa kalması yoğun bir boşluk hissi yaratabilir. Yemek, o an ulaşılabilecek en hızlı, en sadık ve yargılamayan "arkadaş" rolünü üstlenir.

Ancak bu döngünün en yıkıcı kısmı, yeme eylemi bittikten hemen sonra devreye giren suçluluk ve pişmanlık duygularıdır. Yükselen suçluluk hissi yeni bir olumsuz duygu yarattığı için, birey bu yeni acıyı da bastırmak adına tekrar yemeye yönelir ve kısır döngü tamamlanır.


Duygusal Yeme Konusunda Klinik Yaklaşım ve Çözüm Yolları


Duygusal yeme örüntüsünü kırmak, katı diyet listeleriyle veya irade zorlamasıyla kalıcı olarak mümkün değildir; çünkü problem midemizde değil, duygusal şemalarımızdadır. Terapi odasında bu döngü şu klinik müdahalelerle çalışılır:


  • Bilinçli Farkındalıkla Beslenme (Mindful Eating): Yemek yerken televizyon, telefon gibi uyaranları kapatarak lokmanın tadına, dokusuna ve bedendeki tokluk sinyallerine odaklanmak. Bu yaklaşım, otomatik pilotta gerçekleşen tıkınırcasına yeme atağını yavaşlatır.


  • Duygu Günlükleri (BDT Teknolojisi): Kişinin buzdolabına yöneldiği tam o kırılma anında durup kendine şu soruyu sorması istenir: "Şu an ne hissediyorum? Midem mi aç, yoksa ruhum mu?" Tetikleyici duygu (örneğin öfke) tespit edildiğinde, o duyguyla kalabilme kası geliştirilir.


  • Alternatif Regülasyon Araçları: Yemek dışı duygu boşaltım kanalları (yürüyüş yapmak, günlük yazmak, güvenli bir arkadaşı aramak gibi) inşa edilerek zihne acil durumlarda kullanabileceği yeni baş etme yolları öğretilir.

Karanlık bir mutfakta, sadece açık olan buzdolabının içinden gelen beyaz ışıkla aydınlanmış, gri tişörtlü bir erkeğin profilden görünüşü. Kişi, buzdolabının raflarındaki paketli bir yiyeceğe doğru elini uzatırken karanlık ve loş ortam duygusal yeme temasını vurgulamaktadır.

Kaynakça ve Referanslar


  • Arnow, B., Kenardy, J., & Agras, W. S. (2011). The Emotional Eating Scale: development and distinct associations with binge eating. International Journal of Eating Disorders, 18(1), 79-90.

  • Evers, C., Marijn Stok, F., & de Ridder, D. T. (2010). Feeding your feelings: Emotional eating’s direct and indirect effects on coping with negative affect. Health Psychology, 29(5), 526-535.

  • Macht, M. (2008). How emotions affect eating: A five-way model. Appetite, 50(1), 1-11.

  • Van Strien, T., Herman, C. P., & Verheijden, M. W. (2009). Eating style, weight change and responses to a weight management programme. British Journal of Nutrition, 102(3), 465-474.

Yorumlar


Klinik Psikolog Şüheda Gicili

  • alt.text.label.LinkedIn

©2023, Klinik Psikolog Şüheda Gicili. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page