top of page

Eko-Anksiyete ve Solastandzi: Geleceğin Yasını Şimdiden Tutmak

  • 13 Haz
  • 3 dakikada okunur

Geleneksel psikoloji literatürü, anksiyete ve yas kavramlarını genellikle bireyin geçmiş yaşantıları, kişisel kayıpları veya yakın gelecekteki somut tehditler çerçevesinde ele alır. Ancak 21. yüzyılın getirdiği makro-krizler, insan psikolojisinde daha önce tanımlanmamış, kolektif ve varoluşsal yeni yaralar açmaktadır. Bugün özellikle genç yetişkinler arasında hızla yayılan chronic çaresizlik, öfke ve kaygı sarmalı, artık sadece bireysel savunma mekanizmalarıyla açıklanamamaktadır. Küresel iklim krizi, ekolojik yıkım ve öngörülemeyen bir gelecek, insan zihninde yeni bir psikopatolojik cephe açmıştır. Bu cephenin en güçlü iki kavramsal karşılığı ise literatüre görece yeni dahil olan "Eko-Anksiyete" ve "Solastandzi"dir.

Bu makalede, gezegenin somut ve geri döndürülemez değişiminin insan ruhundaki izdüşümlerini, "geleceğin yasını şimdiden tutma" eylemini ve bu varoluşsal krizin klinik dinamiklerini profesyonel bir çerçevede inceleyeceğiz.


Eko-Anksiyete: Geleceksizlik Hissinin Kronikleşmesi


Amerikan Psikoloji Derneği (APA), eko-anksiyeteyi "çevresel yıkıma karşı duyulan kronik bir çevresel kıyamet korkusu" olarak tanımlamaktadır (APA, 2017). Klasik anksiyete bozukluklarından farklı olarak eko-anksiyete, zihnin ürettiği çarpıtılmış bir "illüzyon" veya irrasyonel bir korku değildir; aksine, bilimsel verilerle desteklenen nesnel bir gerçekliğe verilen rasyonel ancak felç edici bir tepkidir.

Özellikle genç yetişkinlerde bu durum; çocuk sahibi olma kararlarını erteleme, kariyer planlamalarında anlamsızlık hissi ve "Nasılsa bir gelecek olmayacak" düşüncesiyle karakterize olan bir motivasyon kaybına yol açmaktadır. Birey, küresel ısınma, biyolojik çeşitliliğin azalması ve mikroplastik istilası gibi devasa makro-tehditler karşısında kendi mikro-çabasını (geri dönüşüm yapmak, plastik tüketimini azaltmak vb.) tamamen işlevsiz bulur. Bu bilişsel çelişki, derin bir öğrenilmiş çaresizlik ve ardından gelen majör depresif belirtileri tetikler.


Solastandzi: Sıla Hasretinin Evin İçinde Yaşanması


Avustralyalı çevre filozofu Glenn Albrecht tarafından 2005 yılında literatüre kazandırılan "Solastandzi" (Solastalgia), eko-anksiyeteden farklı olarak geleceğe duyulan bir korku değil, şu anda yaşanan bir yas sürecidir. Albrecht bu kavramı, Latince teselli anlamına gelen solacium ve Yunanca acı/hasret anlamına gelen algia kelimelerini birleştirerek türetmiştir (Albrecht, 2005).

Solastandzi, geleneksel nostaljiden (sıla hasreti) çok farklı bir dinamikle çalışır. Nostaljide kişi evinden uzaktadır ve evine dönme arzusuyla yanar. Solastandzi'de ise kişi hala evindedir, ancak evi artık tanıdığı o eski ev değildir. Yaşadığı coğrafyanın ikliminin değişmesi, çocukluğunu geçirdiği ormanın yanması, her kış kar yağan memleketine artık hiç kar düşmemesi veya kuruyan bir göl, bireyde "kendi yurdunda sürgün olma" hissi yaratır. Bu, somut bir göç yaşanmadan, çevrenin gözünün önünde asimile olmasından doğan varoluşsal bir yas ve gurbet hissidir.


Geleceğin Yası (Anticipatory Grief) ve Klinik Dinamikler


Ekolojik krizlerin yarattığı bu tablo, psikoterapide "Öngörüsel Yas" (Anticipatory Grief) mekanizmasıyla kesişir. Birey henüz tamamen yok olmamış ama yok olacağı kesinleşmiş bir geleceğin, kaybedilecek doğanın ve ekosistemin yasını şimdiden, proaktif olarak tutmaktadır.

Klinik pratikte bu varoluşsal kriz, kendini üç temel savunma ve uyum mekanizmasıyla gösterir:

1. Duygusal Felç ve Kayıtsızlaşma (Eco-Paralysis)

Birey, sorunun büyüklüğü karşısında o kadar büyük bir dehşete kapılır ki, zihin kendini korumak adına tüm duygu durumunu küntleştirir. Bu durum dışarıdan bir "çevre umursamazlığı" gibi görünse de, aslında taşınması imkansız bir psikolojik yükten kaçma refleksidir.

2. Yoğun Suçluluk (Eco-Guilt)

Modern insanın tükettiği her kaynakta, bindiği her araçta veya satın aldığı her ambalajlı üründe gezegenin yıkımına ortak olduğunu hissetmesiyle gelişen kronik suçluluk duygusudur. Bu durum, öz-değer algısını zedeleyen bir içsel cezalandırma mekanizmasına dönüşebilir.


Klinik Yaklaşım: Eko-Anksiyete Bir Hastalık mıdır?


Klinik psikoloji perspektifinden bakıldığında, eko-anksiyete ve solastandzi patolojik birer bozukluk veya tedavi edilmesi gereken bir "hastalık" değildir. Aksine, ekosisteme derinden bağlı olan, empati yeteneği yüksek insan zihninin verdiği son derece sağlıklı ve ahlaki bir tepkidir. Bu nedenle terapi odasındaki amaç, danışanın bu kaygısını "yok etmek" veya onu "iyileştirmek" olmamalıdır.

Profesyonel müdahale şu stratejiler üzerine kurulmalıdır:

  • Duygusal Validasyon (Onaylama): Danışanın hissettiği çaresizlik ve yasın irrasyonel olmadığını, kolektif bir gerçekliğe dayandığını kabul etmek ve bu duyguları normalize etmek.

  • Yası Eyleme Dönüştürmek (Active Hope): Felç edici kaygıyı, topluluk temelli ekolojik hareketlere, kolektif dayanışmaya ve anlamlı mikro-eylemlere dönüştürerek danışana kontrol hissini (agency) yeniden kazandırmak.

  • Radikal Kabul ve Belirsizliği Tolere Etme: Geleceğin mutlak kontrolünün elimizde olmadığını varoluşsal bir düzlemde kabul ederken, şimdiki anın içindeki yaşamı ve doğayı deneyimleme becerisini geliştirmek.


Eko-Anksiyete ve solastandzi kavramlarını simgeleyen, iklim krizi nedeniyle kurumuş bir göl manzarasını hüzünle izleyen genç bir kadın.

Kaynakça ve Referanslar


  • Albrecht, G. (2005). 'Solastalgia': A new concept in health and identity. Philosophy Activism Nature, (3), 41-44.

  • Albrecht, G., Sartore, G. M., Connor, L., Higginbotham, N., Freeman, S., Kelly, B., ... & Pollard, G. (2007). Solastalgia: the distress caused by environmental change. Australasian Psychiatry, 15(sup1), S95-S98.

  • Clayton, S., Manning, C. M., Krygsman, K., & Speiser, M. (2017). Mental Health and Our Changing Climate: Impacts, Implications, and Guidance. Washington, D.C.: American Psychological Association, and ecoAmerica.

  • Pihkala, P. (2020). Anxiety and the ecological crisis: An analysis of eco-anxiety and anxiety; eco-anxiety as a healthy response to a profound threat. Sustainability, 12(19), 7836.

  • Cunsolo, A., & Ellis, N. R. (2018). Ecological grief as a mental health response to climate change-related losses. Nature Climate Change, 8(4), 275-281.

Yorumlar


Klinik Psikolog Şüheda Gicili

  • alt.text.label.LinkedIn

©2023, Klinik Psikolog Şüheda Gicili. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page